Diyarbakır’ın tarihi zenginlikleri arasında yer alan Saint George Kilisesi, birçok tartışmaya ve efsaneye konu olmuştur. Son dönemde yapılan araştırmalar sonucunda, kilisenin bir hamam olarak kullanıldığına dair iddiaların gerçeği yansıtmadığına dair önemli bir bulgu ortaya çıktı. Tarihi eserler üzerine yapılan çalışmalar, bu yapı hakkında var olan yanlış anlamaları ortadan kaldırmakta ve bölgenin kültürel mirasını daha net bir perspektiften incelemekte önemli bir rol oynamaktadır.
Saint George Kilisesi, Diyarbakır’ın tarihi Sur ilçesinde yer alır ve hristiyanlık tarihinin önemli bir parçasını temsil eder. M.S. 4. yüzyıl civarında inşa edildiği düşünülen bu yapı, hem mimari yapısı hem de içerdiği sanat eserleri ile dikkat çekmektedir. Yapının mimarisi, dönemin dini inançlarını ve toplumsal yapısını yansıtırken, aynı zamanda bölgedeki farklı kültürel etkileşimleri de gözler önüne sermektedir. Kilise, uzun yıllar boyunca çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yaparak, tarihin derinliklerinde önemli bir yer edinmiştir. Ancak, son yıllarda bazı kaynaklarda kilisenin hamam olarak kullanıldığına dair çıkan iddialar, tarihçiler ve arkeologlar arasında tartışmalara yol açtı.
Yeni ortaya çıkan kitabe, Saint George Kilisesi'nin hiçbir zaman bir hamam olarak kullanılmadığını ispatlayan somut bir kanıt sunmaktadır. Bu kitabe, 2022 yılında yapılan restorasyon çalışmaları sırasında bulundu ve içeriğiyle dikkat çekti. Yazıt, kilisenin dini işlevini vurgulamakta ve yapının sadece ibadet için kullanıldığını belirten ifadeler içermektedir. Kitabenin incelenmesi, kilisenin tarih sahnesindeki rolünü yeniden değerlendirerek, hamam iddialarını çürütmektedir. Uzmanlar, bu kitabenin tarihi ve kültürel mirasın korunmasında önemli bir yere sahip olduğunu, dini yapının yanlış anlaşılmasını önleyerek Diyarbakır'ın zengin tarihini daha doğru bir şekilde yansıttığını belirtmektedirler.
Bu bulgu, dikkate değer bir tarihsel düzeltme sağlamaktadır. Daha fazla araştırma ve analizle, kilisenin tarihi ve işlevi hakkında daha fazla bilginin toplanması beklenmektedir. Aynı zamanda, bu tür bulguların, yerel halk ve ziyaretçiler için de önemli bir eğitim kaynağı oluşturduğu gözlemlenmiştir. Yerel yönetim ve arkeologlar, ortaya çıkan bilgilerin ışığında kilise çevresindeki turizm potansiyelini artırmayı ve kültürel mirası korumayı amaçlamaktadır.
Diyarbakır’daki Saint George Kilisesi, sadece tarihsel bir yapı değil, aynı zamanda inanç ve kültürün bir araya geldiği bir simgedir. Bölgedeki diğer tarihi yapıların korunması ve doğru bilgilendirilmesi amacıyla atılacak adımlar, yerel halkın da bu mirasa sahip çıkmasına katkıda bulunacaktır. Bu süreç, hem ulusal hem de uluslararası düzeyde Diyarbakır’ın kültürel kimliğini güçlendirecek önemli bir fırsat sunmaktadır.
Sonuç olarak, Diyarbakır’daki Saint George Kilisesi’ne ait kitabe, oluşan yanlış anlamaları gidererek tarihsel gerçekleri aydınlatma konusunda önemli bir rol oynamaktadır. Tarihçiler, arkeologlar ve yerel yöneticiler, bu tür bulgular ışığında Diyarbakır'ın tarihi mirasını korumaya ve kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceklerdir. Bozulmamış bir mirasın korunması, hem geçmişin hem de geleceğin korunması anlamına gelmektedir; bu nedenle bu tür buluşların önemi her geçen gün artmaktadır.